Birinci sınıf bir kültür derken…

Birinci sınıf bir kültür derken…

 

BİRİNCİ SINIF BİR KÜLTÜR DERKEN…
Mart 2018’de Amerika’da “Entebbe’de 7 Gün” İngiltere ve diğer bazı ülkelerde “Entebbe” adıyla vizyona giren bir film var. Film, 27 Haziran 1976’da Filistin Halk Kurtuluş Cephesi ve Alman Devrimci Hücreler örgütünün ortak eylemi ile kaçırılan İsrail uçağına 4 Temmuz 1976’da yapılan operasyonu konu alıyor. Filmin yönetmeni ve oyuncuları çok sıradan isimler de değil. Türkiye’de gösterime gireceğini sanmıyorum.

Filme konu olan olay ile çok geniş bilgi vermeyeceğim, bu yazının konusu o değil zaten. Meraklısı konu ile ilgili bilgiyi internetten kolaylıkla edinebilir. Konusunu özetlersek, uçak Uganda’nın Entebbe havaalanına indirilir. Uçağı kaçıran örgüt üyelerine dönemin Uganda diktatörü Idi Amin tarafından destek verilir. İsrail operasyon hazırlığına başlar. Amerika’nın Bağımsızlık Günü kutlamalarına gelen 4 Temmuz’da operasyonu yapar. Operasyonda baskını yapan özel timin komutanı dışında askeri kayıp verilmez. Uçağı kaçıran örgüt üyeleri öldürülür, rehin tutulan yüzün biraz üzerindeki kişiden iki kişi ölür. Kurtarılan rehineler İsrail’e döner. The End.

Bu operasyonun dünya siyasetine yönelik iki önemli sonucu olur. Birincisi, İsrail uçaklarına karşı hava korsanlığı eylemlerinin sona ermesi evresine gelinir. Çünkü moral üstünlük yabancı bir ülkede rahatlıkla operasyon yapabilen İsrail’e geçmiştir. İkincisi, İsrail ve dünya siyasetine yeni bir aktörün katılmasına öncülük eder. O aktör İsrail’in şu anki başbakanı olan Binyamin Netenyahu’dur. Söz konusu operasyonda ölen İsrailli tim komutanı Yonatan Netenyahu, o sırada ABD’de öğrenci olan Binyamin’in ağabeyidir. Binyamin, olaydan sonra görev aldığı devlet kurumlarında hızla yükselir ve sonra siyasete atılır. İsrail basınında bile hala bu olayı siyasi çıkarları için kullanıp yükseldiği yazılıp çiziliyor.

Operasyon ile ilgili üç film çekilir. İlk ikisi Amerikan televizyonları için çekilir ama Avrupa’da sinema gösterimlerinin yapıldığını da okudum. Bu iki Amerikan yapımından ilki olan “Entebbe’de Zafer”olaydan yaklaşık beş ay sonra televizyonda gösterilir. Filmin kadrosu, bizim Türk basının tabiri ile “tam bir yıldızlar geçidi”. Kirk Douglas, Burt Lancaster, Richard Dreyfuss, Elizabeth Taylor, Anthony Hopkins… Diğer televizyon filmi ise “Entebbe’ye Baskın” adını taşır diğer bazı ünlü oyuncularla dönemin yıldız oyuncularından Charles Bronson başrolü oynamaktadır.Bu film olaydan sadece altı ay sonra televizyonda gösterilir. Son film ise İsrail yapımı olan “Yonatan Operasyonu” yada uluslararası ismi ile “Yıldırım Operasyonu” filmidir. Klaus Kinsky’nin rol aldığı bu film olaydan on beş ay sonra gösterime girer.

Televizyonda gösterilen ilk iki film çeşitli dallarda Altın Küre ve Emmy ödülleri kazınır son film ise sinema filmi olmasından dolayı yabancı dilde en iyi film dalında Oscar’a aday olur ancak kazanamaz. Filmlerin hiç birini izlemedim ama yapılan yorumlar vasat filmler olduğu düşüncesini destekliyor.

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden, ben bu satırları yazarken neredeyse on sekiz ay geçmiş. Söz konusu elim olayı konu alan bir çok kitabın yayınlandığından şüphem yok. Hatta bir kaç tanesini, olayın üzerinden çok uzun zaman geçmemesine rağmen raflarda ya da sanal kitap satış sitelerinde gördüm. Ancak 15 Temmuz ile ilgili şu ana kadar sadece bir iki sinema filminin çekileceğine ya da çekilmekte olduğuna dair haberler okudum. Daha fazlası çekiliyorsa bile haberimiz yok. Ayrıca Kurtlar Vadisi ekibi de kısmen konuyla ilgili bir film çekti ancak gişede başarılı olduğu pek söylenemez.

Bunlardan bahsetmemin nedeni, birinci sınıf bir kültürün birinci sınıf temsilcisi olma niyetindeki muhafazakar çevrenin ülkemizin yakın tarihine ilişkin bu önemli olaya dair kayda değer bir sinema ya da televizyon yapımı çıkaramadığı üstünde düşünmeye sevketmekti.

Bahsettiğim iki ayrı olayın yani Entebbe Operasyonu ve 15 Temmuz’un benzerliklerini veya farklarını tartışmadan olaya bakalım. 15 Temmuz kadar çok yönlü bir olmayan bir olaya ilişkin altı ay içerisinde kadrosu yıldızlarla dolu iki televizyon yapımına imza atılmış. Biz ne yapabildik? Hangi televizyon-sinema yıldızımız yönetmenimiz senaristimiz ikna edildi? Hangi yapımcı esaslı bir proje ortaya çıkardı? Televizyon için çekilebilecek bir yapımı gösterecek bir kanal mı yok? Yoksa herşey unutulup gidecek mi?

Not:

Entebbe’de 7 Gün filmi, sözkonusu olayı teröristlerin perspektiyle anlatıp onlarla empati kurulmasına yol açabileceği endişesiyle Avrupa ve Amerikan Medyası ve bazı izleyiciler tarafından şiddetle eleştirildi. IMDb puanı bu yüzden düşük.

Bir not daha:

Filmi izledim, olgunlaşmamış bir meyvenin ağızda bıraktığı tadı zihnimde uyandırdı. Aslında anlatmak istediği şeyi filmin sonunda gösterilen dans ile özetlemeye çalışmış “Barış koşarak bile ulaşmaya çalıştığı yere varamaz ama savaş ulaşmaya çalıştığı yere güle oynaya, hatta dalga geçerek ulaşır.” Elbette film kim ya da kimler için ne tür barış sorularına cevap aramıyor.

Ayrıca filmin senaryosunun yazımında esas alınan kitabın yazarı ile yapılan söyleşiyi dinledim. Kitaba çok sadık kalınmadığını ve kalınamayacağını da bildiğini söyledi. Filmin teröristlere empati uyandıracağına dair eleştrilerden dolayı biraz mütereddit ve ölçülüydü.

This Post Has One Comment

  1. Hi, this is a comment.
    To get started with moderating, editing, and deleting comments, please visit the Comments screen in the dashboard.
    Commenter avatars come from Gravatar.

Bir cevap yazın

KAPAT
www.000webhost.com